romabet romabet romabet
deneme bonusu veren siteler
DOLAR 43,9811 0.06%
EURO 50,9538 -0.93%
ALTIN
BITCOIN %
Yalova
10°

KAPALI

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

Bülent Güler

Bülent Güler

10 Şubat 2026 Salı

Neler oluyor bilen var mı?

Neler oluyor bilen var mı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yalova’da bir şeyler oluyor. Ama kimse tam olarak ne olduğunu söyleyemiyor. Çünkü bu şehirde son yıllarda olup bitenler, planlı bir gelişmeden çok, ‘idare eder’ duygusuyla ilerliyor.

Her boş arsa ya bir rezidans oluyor ya da ‘yakında proje var’ tabelasıyla kaderine terk ediliyor. ‘Yeşil şehir’ diye anılan Yalova’da ağaçlar birer birer azalırken, betonun neden bu kadar hızlı çoğaldığını kimse açıklamıyor. İmar planları değişiyor ama hayat değişmiyor. Değişen sadece manzara.

Sahile inelim… Deniz aynı deniz, ama sahil artık nefes almıyor. Kıyı herkesin deniliyor, fakat fiiliyatta birkaç işletmenin. Yeşil alanlar dolu, çöpler her yerde, deniz kenarları kokuyor, parklar yorgun. Yaz geliyor, nüfus katlanıyor; altyapı ise hala kıştan kalma. Su kesintileri, trafik keşmekeşi, otopark sorunu her yaz ‘ilk kez oluyormuş’ gibi konuşuluyor.

Gençler mi? Yalova’da genç olmak sabır işi. Üniversite var ama üniversite kente karışamıyor. Mezun olan ilk fırsatta gidiyor, kalanlar ‘burada ne yapacağım?’ sorusuna cevap bulamıyor. Kültür-sanat etkinliği var deniyor; bir bakıyorsunuz aynı yüzler, aynı salon, aynı fotoğraflar. Süreklilik yok, derinlik yok.

Tarım desen, adeta sessizce tasfiye ediliyor. Köylü üretmek istiyor ama destek yok, plan yok, pazar yok. Toprak satılıyor, tarla imara açılıyor; sonra ‘neden yerel ürün kalmadı?’ diye soruyoruz. Cevap çoktan betonun altında.

Yerel yönetimler açıklama yapmayı seviyor ama dinlemeyi pek sevmiyor. Toplantılar yapılıyor, sunumlar hazırlanıyor, projeler anlatılıyor. Fakat mahallede yaşayanın derdi o slaytlara girmiyor. Katılım denilen şey, çoğu zaman sadece davetiye listesinde kalıyor.

Yalova’nın en büyük sorunu belki de sessizliği. Tepki yok, itiraz cılız, kabulleniş yüksek. ‘Burası zaten küçük yer’ cümlesi, her yanlışın üstünü örten sihirli bir battaniye gibi.

Oysa küçük şehir olmak, küçük düşünmeyi gerektirmez. Tam tersine, daha şeffaf, daha katılımcı, daha cesur olmayı gerektirir. Yalova hala bir yol ayrımında: Ya plansız büyüyüp ruhunu kaybedecek ya da ‘bu şehir bizim’ diyenlerin sesiyle yeniden yön bulacak.

Şimdi sormak gerekiyor:
Yalova için neler oluyor hayatta?
Ve daha önemlisi, biz bu olan bitenin neresindeyiz?

 

Devamını Oku

PAHALI ŞEHİR YALOVA

PAHALI ŞEHİR YALOVA
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Yalova küçük bir şehir. Hatta çoğu kişi için hala ‘hafta sonu kaçamağı’ olarak tanımlanan, sakinliğiyle övülen bir yer. Ama iş cebimize uzandığında, bu küçük şehrin hiç de küçük olmayan bir gerçeği var: Yalova pahalı. Hem de beklenmedik ölçüde pahalı.

İstanbul’a komşu olmanın bedelini Yalovalılar ödüyor. Kiralar İstanbul’la yarışıyor ama maaşlar Anadolu kenti durumunda kalıyor. Bir memur, bir emekli ya da asgari ücretle geçinmeye çalışan bir aile için Yalova artık ‘yaşaması kolay’ bir şehir değil. Market alışverişi, kafe fiyatları, sebze-meyve tezgahları… Hepsi sanki bu şehirde yaşayanların değil, buraya geçici olarak gelenlerin bütçesine göre ayarlanmış gibi.

En çarpıcı örnek konut meselesi. Yalova’da uygun fiyata ev bulmak ise neredeyse imkansız. Yazlıkçı baskısı, termal turizm, günübirlikçiler derken kiralar kalıcı nüfusun sırtına yük bindiriyor. Gençler evlenemiyor, evlenenler merkeze tutunamıyor, Yalova’nın yerlisi kendi şehrinde misafir gibi yaşamaya başlıyor.

Sosyal hayat deseniz, o da pahalı. Sahil bandında bir çay içmek, bir aile için ‘basit bir keyif’ olmaktan çıkalı çok oldu. Yalova küçük ama harcamalar büyük şehir refleksiyle yapılıyor. Üstelik bu pahalı hayatın karşılığında güçlü bir ulaşım ağı, geniş istihdam olanakları ya da büyük bir kültürel çeşitlilik de sunulmuyor.

Sorun yalnızca fiyatlar değil; plansızlık ve denetimsizlik. Küçük bir şehir olmanın avantajı doğru yönetildiğinde hayatı ucuzlatır. Ama Yalova’da tam tersi oluyor. Fiyatlar yükseliyor, gelirler yerinde sayıyor, şehir giderek yalnızca ‘parası olanın’ yaşayabildiği bir yere dönüşüyor.

Yalova pahalı çünkü kontrolsüz. Pahalı çünkü günübirlik düşünülüyor. Pahalı çünkü bu şehirde yaşayanların sesi, çoğu zaman bu şehirden kazananların gürültüsünde kayboluyor.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı:
Yalova kimin şehri? Burada yaşayanların mı, buradan kazananların mı?

Halk dertli, esnaf dertli, ticaret yapanlar dertli, kiracı dertli, ev sahibi dertli, emekli dertli, asgari ücretli dertli ama en çok dertli görünen Yalova’nın kaymağını yiyen ve çok kazananlar ve de siyasiler.

Bu soruya samimi bir cevap verilmeden Yalova ucuzlamaz. Ve Yalova ucuzlamadan, Yalovalının hayatı kolaylaşmaz.

 

Devamını Oku

Yalova-İzmit Arası Kısalacak

Yalova-İzmit Arası Kısalacak
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Güney Marmara Otoyol Projesinde zemin çalışmaları başladı. Proje; Yalova’nın Altınova ilçesi dahil, Karamürsel, Gölcük, Başiskele, Kartepe ve İzmit güzergâhını takip edecek. Karamürsel Fulacık Mahallesi’nde zemin etüdü ve sondaj çalışmaları ile başlayan proje, bölgenin ulaşım altyapısını güçlendirmeyi ve ekonomik hareketliliği artırmayı hedefliyor.

Proje kapsamında;

Toplam Uzunluk: 65 kilometre (50 kilometresi Kocaeli sınırlarında)

Yapım Modeli: Yap-İşlet-Devret

Ana Yapılar:

8 adet anayol köprülü kavşak

6 adet ilçe giriş kavşağı

45 adet köprü

6 adet tünel

13 adet viyadük

YALOVA BÖLÜMÜ:
Yalova kısmında 7 viyadük ve 3 tünel inşa edilecek. Bunlar arasında Yalova Kavşağı’ndaki 942 metre uzunluğundaki T1 tüneli ve 1045 metre uzunluğundaki T2 tüneli öne çıkıyor. Ayrıca Elmalık, Gacık, Laledere ve Çukurköy kavşaklarındaki viyadükler bölge trafiğine önemli katkı sağlayacak.

YOLUN ÖNEMLİ KATKILARI:

D-130 Karayolu’ndaki yoğunluğun önemli ölçüde azalması,

Bölgedeki trafik akışının hızlanması,

Ekonomik hareketliliğin ve lojistik potansiyelin artması,

Turizm ve sanayi alanlarının gelişimi.

Proje, bölge halkı ve çevre iller için önemli bir ulaşım kolaylığı sağlayacak ve uzun yıllardır bekleyen ulaşım yatırımlarına yeni bir soluk getirecek.

ÇALIŞMALARA HIZ VERİLDİ

İlk etapta zemin etüdü ve sondaj çalışmaları devam ediyor. İlerleyen aşamalarda tünel, viyadük, asfaltlama ve kavşak düzenlemeleri gibi çalışmalar başlayacak. Projenin tamamlanmasıyla bölge trafiği ve ekonomik hareketlilik önemli ölçüde artacak.

 

Devamını Oku

Geleceğin su şehri neden susuz kaldı?

Geleceğin su şehri neden susuz kaldı?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Önce milletvekillerine soralım;

-Yalova il oldu, tek bir ilçe bağlanmadı, köyler ilçe yapıldı. Neden?

-Orhangazi, İznik, Karamürsel neden Yalova’ya bağlanmadı? Diğer yeni iller oluşturulurken ilçeler hemen belirlenmişti.

-Yalova’nın Gökçe Barajı’na kaynak sağlayan Haydariye Köyü’nü Yalova’ya bağlayacak gücünüz yok mu? Bu köyün su kesmesi yüzünden önceki yıllarda yine susuzluk gündeme gelmişti.

-Gökçe Barajı’nın üstünde bir baraj daha yapılacaktı, bu konunun takipçisi oldunuz mu?

Sanayi kuruluşlarının su kullanımını azaltacak girişimler neden yapılmadı? Birçok ülkede deniz suyunun arıtılmasıyla sanayi kuruluşları su kullanımı yapıyor.

Yerel yönetimlere de soralım;

-‘Kayıp kaçak’ diyor geçiyorsunuz, bu kayıp kaçağı önleyecek ne tedbirler aldınız? 2 yıl önce ana hatlarda yenileme çalışması başladı, şehir merkezi için alt yapı planınız var mı?

-Gökçe Barajı kurulduğu tarihten itibaren Yalova’dan Kocaeli’nin Gölcük ilçesine kadar su ihtiyacını karşılıyor ve baraj suyu hiç bitme seviyesine gelmiyordu. Barajdaki su miktarının azalmasını sadece doğal sebepler ve nüfus artışı diye mi geçiştireceksiniz?

-Baraj suyumuz yakın zamanda diğer illere satıldı mı? Gemilerin su ihtiyacı diğer illerden değil de, neden Yalova’dan karşılandı?

-Safran, Hacımehmet, Yenimahalle köyleri artık havuzlu villa kent haline dönüştü. Bu yerlere su parasız mı veriliyor? Havuzlar, bahçeler için ücretsiz içme suyu mu kullanılıyor? Bunun tespitleri yapıldı mı?

-Sanayi kuruluşlarına verilen suyun tamamı ücretlendiriliyor mu, başka kaçak bir hat var mı?

-Kurtköy Deresi suyu baraja hangi durumlarda aktarılmaya başladı? Sürekli akış sağlanamaz mı?

-Ortaburun Göleti ile Baraj bağlantısı neden sağlanmadı? Yalova’nın doğusunda yapılacağı söylenen sulama suyu göletleri neden hala yapılmadı?

-Barajımız güvenli mi?

Kesinti saatleri kimin fikri?

Sorunlar giderilemedi ve Kasım sonu Aralık ayı başı su kesintileri başladı. Yöneticiler büyük bir buluş gibi akşam 20.00- 05.00 saatleri arasında yapılan su kesintileri halkı çileden çıkaracak duruma getirdi. Herkes sıcak temiz bürolarda çalışmıyor, işyerinde toz toprak içinde çalışanlar evlerine geldiklerinde maalesef yıkanma imkanı bulamıyor. Çocuklarını, çamaşırlarını yıkayamıyor. Bu saatleri tespit eden yönetenleri kutlamak mı gerekiyor bilemedim.

Kuraklık sorunu yönetimlerin başarısızlığı mı?

Yalova, Marmara’nın en sakin ama en verimli kıyı kentlerinden biriydi. Termal sularıyla, bereketli deltasıyla, ormanlarıyla adeta doğanın bir vitrini. Yani suyu, toprağı, iklimiyle bölgenin en avantajlı yerlerinden biri

20 yıl önceki Yalova ile bugünkü Yalova arasında nüfus açısından uçurum var. Yeni konut alanları, siteler, villalar, yeni sanayi alanları, alışveriş merkezleri. Hepsi bir anda doğdu. Ama su altyapısı aynı hızda büyümedi. Kentin kaldırabileceğinden fazla nüfusu yükledik Yalova’ya. Su, beton kadar hızlı artmıyor ne yazık ki.

Kuraklık artık ‘uzak bir tehlike’ değil. Marmara’da yağışlar azaldı, sıcaklık arttı, mevsimler kaydı. Barajlara düşen yağmur miktarı düzenli olarak düşüyor. Yalova gibi su kaynakları sınırlı bir şehirde bu değişim çok daha sert hissediliyor. Doğa uyarıyor ama biz hala eski alışkanlıklarla yaşamaya devam ediyoruz.

Geleceğe hazırlanmanın yolu alt yapı

Türkiye’nin birçok şehrinde olduğu gibi Yalova’da da suyun kaybı sadece kuraklıktan değil, yönetim anlayışından kaynaklanıyor. Kayıp-kaçak oranları, eskiyen hatlar, arıtma kapasitesinin sınırlı kalması, alternatif su kaynaklarına zamanında yatırım yapılmaması. Bir şehir, geleceğe ancak altyapısıyla hazırlanır; tabelayla değil, projeyle.

Günümüz dünyasında su yönetimi artık sadece teknik bir alan değil; bir strateji meselesi. Yağmur suyu hasadı, gri su kullanımı, modern arıtma teknolojileri, akıllı ölçüm sistemleri… Bunların hepsi uygulanabilir ve sürdürülebilir çözümler. Yeter ki suyu bir ‘konfor’ değil, bir kritik kaynak olarak görelim.

Doğanın cömert davrandığı bir şehirde susuzluk yaşıyor olmamız, insan eliyle yaratılmış bir krizdir. Yalova, hala geleceğin şehri olabilir. Yeter ki onun geleceğini gerçekten düşünelim.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku

Siyasette kıskançlık

Siyasette kıskançlık
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Kıskançlık, siyasette sessiz bir virüs gibidir. Görünmez ama damarların arasında dolaşır. Parti içi çekişmelerin, koltuk savaşlarının, gereksiz kavgaların çoğu aslında ideolojik farklılıklardan değil, “neden o ben değilim?” sorusunun cevapsızlığından doğar.

Bir milletvekili, bir belediye başkanı, bir parti yöneticisi… Fark etmez. Halkın alkışını biraz daha fazla alan, medyada bir adım öne çıkan, konuşması daha çok dinlenen kimse, diğerlerinin hedefi haline gelir. “Onun başarısı benim eksikliğim midir?” diye düşünmek yerine, “onun başarısından ben ne öğrenebilirim?” sorusu hiç sorulmaz.

Siyasette kıskançlığın en büyük zararı, halkadır. Çünkü kıskançlık; ortak aklı, iş birliğini ve hizmet üretme gücünü boğar. Yöneticilerin birbirine tahammül edemediği, kadroların birbirini baltaladığı bir yerde milletin yararı ikinci plana düşer.

Kıskanç siyasetçi, milletin değil; kendi koltuğunun derdindedir. Kendi gölgesinden büyüğünü görmeye tahammül edemez. Bu yüzden proje üreteni susturur, halkın sevdiğini itibarsızlaştırır, öne çıkanı itibarsızlaştırmak için dedikodu üretir. Yani büyütmek yerine, birbirini küçültmekle uğraşır.

Ama unuttukları bir gerçek var: Siyasette kıskançlık, eninde sonunda sahibini yer bitirir. Tarih, kıskançlığıyla kendi partisini, kendi liderini ve en sonunda kendi geleceğini yıkan siyasetçilerle doludur.

Oysa siyaset, kıskançlıkla değil, kıymet bilmekle ilerler. Bir siyasetçi, yol arkadaşının başarısını kendi başarısı gibi görebiliyorsa, orada büyüme vardır. Kendi eksikliğini başkasının fazlasıyla ölçmek yerine, toplum için nasıl daha fazlasını katabileceğini düşünen siyasetçi, gerçek liderlik yoluna girmiş demektir.

Kıskançlık, bireysel ilişkilerde insanı yorar; ama siyasette bir ülkenin kaderini zedeler.

Bugün siyasetin ihtiyacı, birbirini kıskanan değil, birbirini tamamlayan kadrolardır. Çünkü millet, kavgadan değil, çözümlerden beslenir.

Unutmayalım: Kıskançlık kişisel bir duygudur ve hemen hemen her kesimde bulunur; ama siyasette aşırıya kaçıp taşarsa, toplumsal bir yıkıma dönüşür.

 

Devamını Oku