Yaz bitti ama sonbahar henüz gelmedi bu
Yakın zamanlarda bir yazıda, uzman bir kişi; “bu bir kriz değil” dedi. “Çünkü krizler gelir ve gider; her kriz için bir sebep vardır”. Ne yazık ki, şu an içinde bulunduğumuz durumun etkileri ve belirsizlikleri o kadar çok ki, biteceğine dair net bir işaret henüz görünmüyor.
Yüksek enflasyon sürekli artan fiyatlar düşen kazançlar sonu ne olacak bilemiyoruz. Bir beklenti de kalmadı, hani bahane de diyebiliriz. Bayram, seyran yaz derken farkındayız ki hep bir bahane üretiyoruz. Onların hepsi geçti.
Çok etkisini görmediğimiz yılbaşına hâlâ dört ay var mı, bilmiyorum; ama ben yine de diyorum ki kolları sıvayalım, hemen işe koyulalım. Yaz öncesi yapılacak işler başta olmak üzere kendimizi müşterilere hatırlatalım. Birçoğu hâlâ yazın tesirinde kaldıklarını söyleyecek; üstelik okullarında da yeniden açılış haberleri var.
Moralimizi bozmayalım; görüşmelere devam edelim. Almanların güzel bir sözü varmış; maalesef Almancam yok, o yüzden doğrudan Türkçesini paylaşayım: “Bir işletmede iki şeyden biri gider: ya ürün ya da satıcı!” Siz buna kendi durumunuza göre yorumlayın.
Bugünkü yazımın ilhamı, son bir aydır yaşadığım şehirdeki parti içi seçim telaşı. Sevdiğimiz bir dostumuz seçimlerde aday olacağını söyledi ve ben de bu deneyimi yaşamak adına hayatım boyunca hiç yapmadığım bir şeye, hatta siyasete çok geç de olsa, kenarından “danışman” hüviyetiyle girmiş bulundum.
Bu süreç bana bir kez daha gösterdi ki;
Ayrıca yaşadığım bu deneyim için hâlâ karar veremedim. İyi bir şey mi oldu kötü bir şey mi oldu? Bunlardan iyi yönü yeni taşınmış olduğum bir ildeki birçok insanla çok hızlı bir şekilde tanışmam oldu. Kötü yönü ise yıllarca 10.000 kişinin üzerinde yaptığım karakter testlerinin aslında gerçek hayatta nasıl dönüşebileceğini yani insanlar kendi karakterleri ile davranışlarını farklı kullanabileceğini gördüm.
Sonuç olarak her ikisi de bana gün sonunda deneyim olarak geri döndü. Eminim bir çoğunuzda bu amansız seçimi öyle ya da böyle duymuş, tüm Türkiye’yi kapsama altına alan bu ego savaşlarını bir şekilde yaşamıştır.
Aslında burada yazmak istediğim konu bir satış eğitimcisi mantığıyla siyasete bakmak oluyor. Siyaset bilimi eğer bunu bilim şeklinde yaparsanız. Birçok disiplini bir araya getiren içerisinde sosyoloji, psikoloji, ekonomi, antrepoloji vb. şeyleri içeren “bir karmaşa yumağı” da diyebiliriz.
Gelin bu süreç içerisinde yaptığım gözlemleri sizlerle paylaşayım. Tabii ki parti ve şahıs ismi kullanmayacağım:
Bütün bunları neden yazdığımı ve bunun satışla nasıl bir ilişki halinde olduğunu merak edebilirsiniz.
Şimdi biraz da her ikisi arasındaki bağlantılardan bahsedeyim:
Bu sayıda size siyasette yaşadığım yirmi günlük maceram can alıcı yerlerinden bahsettim. Galiba söylenmesi gereken şey; beşer yani insanın olduğu her yerde her türlü davranış maalesef ki mübah kabul ediliyor.
Rekabet güzeldir. Kişileri ve firmaları dinamik tutar. Her sabah uyandıklarında kendilerine örnek aldıkları bir şey olunca doğal olarak aynaya bakıp çeki düzen verilir.
Burada kiminle ne için neye karşı rekabet ettiğimiz gerçeğini unutmamak ve sürekli birbirimize hatırlatmak gerekir. Aynı geminin içinde kendini kurtarmak için koşmak ya da saklanmak, batınca hiçbir işimize yaramayacaktır.
Satışında siyasetin de hayırlısını, dürüstüne diliyorum.
SİYASET
20 Nisan 2026GÜNDEM
20 Nisan 2026SİYASET
20 Nisan 2026GÜNDEM
20 Nisan 2026GÜNDEM
20 Nisan 2026GÜNDEM
20 Nisan 2026
1
YALOVA BELEDİYESİ İSTİHDAM OFİSİ TÖRENLE AÇILDI
2
YALOVA BELEDİYESİ KENTSEL DÖNÜŞÜM OFİSİ KARİZMA’YA TAŞINDI
3
BECAN: KONFOR VE GÜVENLİK ÇÖKEN YOLUN NERESİNDE?
4
RAMAZAN AYI ÖNCESİ CAMİLERDE TEMİZLİK ÇALIŞMASI BAŞLATILDI
5
Sanipak’tan “Kapanma” İddialarına Net Yanıt: “İpek Kağıt Fabrikası Faaliyetlerini Sürdürmektedir”
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.